• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/Karab%C3%BCk-%C5%9Fafak-%C3%B6zel-e%C4%9Fitim-ve-rehabilitasyon-merkezi-1440193322925905/
    • ŞAFAKTA GÜNLERİMİZ HEP NEŞELİ :)
    • Bir dokunuş bir HAYATI, bir gülümseme DÜNYALARI değiştirir...
    • Fizik tedavide bir günümüz
    • Bu alana bir metin ekleyebilir ve özelliklerini ayarlayabilirsiniz.
    • Grup Dersimiz
    • grup derslerinde alanında uzman öğretmenlerimizce aktif öğrenmeye devam
    • HİPOTERAPİ
    • Gözlerindeki Işıltı Paha Biçilemez
    • Vali Bey'e Öğrencimiz Kaandan Keman Rezitalimiz
    • Mescierden mezun olduk
    • Fotoğraf Yarışmasında 1. Olduk
    • Mutluluk Yakalanır
    • :):):):):):):):):):):):):):):):):)
    • En Büyük Asker Bizim Askerimiz
    • Eğlence Başlasın...

 YGB-OTİZM
  1. ZİHİNSEL YETERSİZLİK
  2. ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜKLERİ
  3. İŞİTME VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI
  4. FİZİKSEL GELİŞİM PROBLEMLERİ 
Tanısı ve RAM Raporu Olan Öğrencilerin Kurumumuzdaki özel eğitim

Ücretleri Devlet Tarafından Karşılanmaktadır
Videolar
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam11
Toplam Ziyaret215726

Müzik Terapi

LEVENT ASLANTAŞ KİMDİR VE ÇALIŞMA ALANLARI NELERDİR?

Levent Aslantaş Müzik Terapisti-Yaratıcı Drama Lideri

1979 Karabük Doğumlu, ilk-orta ve lise eğitimini Karabük’te tamamladı.1999 da  Zonguldak Karaelmas(yeni adı Bülent Ecevit)Üniversitesi Safranbolu Meslek Yüksek Okulu Turizm ve Otelcilik Bölümünü bitirdi.2007 Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesi Tarih bölümünü bitirdi. 1996 yılında özel olarak gitar dersleri almaya başladı.

Aldığı Sertifikalı Eğitimler

* Ordinalyus Prof.Dr.Mirzakarim Sanakloviç Norbekov  ‘İnsan Atölyesi’ Kişisel gelişim eğitimi;1.2.3.ve 4. Aşamalar./Ankara-İstanbul, 2011-2012-2013

*Çağdaş Drama Derneği Eğitimde Yaratıcı Drama Liderliği/Eğitmenliği proğramı 1.2.3.4.5.aşamalar,PROJE AŞAMASI/Ankara,2011-2012-2013

*Ahmet Şerif İzgören Kişisel Gelişim Eğitimler/Karabük, 2012

*Türkiye Plates Federasyonu mat1-mat2 Eğitimleri/Ankara ,2011

*Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Ritim Sazlar Şefi Dinçer Özer ‘Ritimde Çok Seslilik’ Eğitimi/Ankara ,2012

*Eskişehir Anadolu Üniversitesi Ritim Sazlar Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Özgü Bulut Beden Perkisyonu Atölyesi/ Karabük ,2013

*Avrupa Birliği Proje Döngü Eğitimi, Eğitmen Eğitimi Sertifa Proğramları 2013

* Down Türkiye 2012 İstanbul semineri katılım sertifikası,2012

*Karabük Üniversitesi Okul Öncesi Eğitim Paneli katılım sertifikası,2013

*Master Cha Kok Sui Pranic Şifa(Renklerin şifası) Çakra, Eterik Beden,1.2.3.aşama, Eğitimleri,2011,2012

 

Kendisine Ait ve Koordinatörlüğünü Yaptığı Projeler

 *Ritimlerdeki Ahenk Projesi;

Zonguldak, Karabük ve Bartın illerinde bulunan toplam 80 Özel gereksinimli bireye 9 ay boyunca ritim eğitimi verilmesi ve ailelere koro eğitimi verilmesi projesi.

 *Türkiye Özel Gruplar Müzik festivali’

Eğitmenler; Levent Aslantaş, Kenan Üstündağ,

Katılımcılar: İstanbul Bremen Mızıkacıları Ritim Grubu(eğitmen Yaşar Morpınar),

Bursa Kalbin Ritmi Ritim Grubu(eğitmen Cuma Çirmen),

Mersin Silifke Belediyesi Engelleri Aşalım Ritim Grubu(Koordinatör Çiğdem Sağında),

Zonguldak Gökkuşağı Özel Eğitim Merkezi Ritim Grubu(Eğitmen Levent Aslantaş),

Bartın Bizimkiler Özel Eğitim Merkezi Ritim Grubu(Eğitmen Levent Aslantaş)

 3 gün süren festivalde çeşitli paneller ve konserler düzenlenmiştir.

*Yaratıcı Drama Yöntemi İle Özel Gereksinimli Bireylerin Ritim Becerilerinin Geliştirilmesi Projesi/Ankara

Hafif ve orta zihinsel engelli, down senromlu ve otizimli bireylerden oluşan özel gereksinimli öğrenci grubuna 3 ay süre ile yaratıcı drama yöntemi kullanılarak verilen, söz konusu öğrencilerin ritim becerilerinin geliştirilmesini amaçlayan bir projedir.

*Müzik Terapisinin Özel Gereksinimli Bireyler Üzerine Etkisiyle İlgili Çalışma ve Geri Bildirimler.

Üyesi Olduğu Dernekler ve Katıldığı Çalışmalar

Çağdaş Drama Derneği/Ankara

Karabük Alzheimer’ lılar Derneği Müzik Terapi Grubu Müzik ve Drama

Kardeşliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı/Karabük

Karabük Türk Sanat Musikisi Derneği, Sanat Müziği Korosu Sazlar(Ritim Saz) / Karabük

Karabük Türk Halk Müziği Korosu Sazları(gitar)

Karabük Folklor Derneği

Gönüllü Çalışmaları:

Ankara Ümit Kaplan Özel Eğitim ve İş Eğitim Merkezi 9A-9B Öğrencileri Drama Eğitmenliği

Aylin Özel Eğitim Merkezi Müzik Terapi ve Ritim Terapi Çalışmaları/Karabük

Karabük Valiliği İl Afet Acil Durum Gönüllü Üyesi

Karabük Anayasa İlköğretim Okulu 3 ve 4. sınıf Öğrencileri Ritim Eğitmenliği

Karabük Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu 3-4 sınıf Öğrencileri Ritim Eğitmenliği

Karabük TED Koleji Ana Okulu Ritim Çalışması

Karabük Üniversitesi Demir Çocuk Anaokulu Drama Atölyesi

Karabük Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü Öğrencileri Drama Eğitmenliği

Karabük Alzheimer’ lılar Derneği müzik terapi çalışmaları

Gönüllü Müzik Çalışmaları Sonuncunda Engelli Bireylerden Oluşan Müzik Grubu ile Yaptığı Konserler;

İstanbul Galata Kulesi Bremen Mızıkacıları Ritim Grubu ile Karma Konser

Zonguldak Demirpark AVM Konseri

Karabük Onel AVM

Karabük Kares AVM konserleri

Karabük Ticaret Merkezi Konseri

Karabük Endüstri Meslek Lisesi Bahar Konseri

Karabük Üniversitesi Engelliler Haftası Konseri

Türkiye Özel Gruplar Festivali Konseri

Safranbolu Belediyesi Ramazan Şenlikleri Konseri

Yenice Belediyesi Şirin Köy Sosyal Sorunluluk Konseri

Karabük Üniversitesi Safranbolu Meslek Yüksek Okulu Konseri

Karabük Yenişehir Kültür Merkezi 3 Aralık Dünya Engelliler Günü Konseri

Karabük Yenişehir Kültür Merkezi Engelliler Haftası Konseri.

Referanslar

  • Çağdaş Drama Derneği / Ankara Tel:0312 425 00 89
  • Şafak Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi/
  • Aylin Özel Eğitim Merkezi / Karabük Tel: 0370 424 24 44
  • Ümit Kaplan Özel Eğitim ve İş Eğitim Merkezi / Ankara
  • Alkım Özel Gereksinimli Bireylerin Eğitimi Derneği / Ankara
  • Müzik ve Drama Kardeşliği Derneği / Karabük 0370 424 24 44
  • Karabük Halk Eğitim Merkezi / Karabük

            MÜZİK TERAPİYE GENEL BAKIŞ

      Müzik konusunda araştırma yapan uzmanların görüşüne göre müzik, konuşmadan önce de var idi. Konuşma için gerekli olan soyut kavramlar, hafıza, semboller, çağrışımlar, analojik bağlantılar insanla beraber gelişmiş ve olgunlaşmıştır. Tabiatın her zerresinde ise büyük bir nizam ve ahenk içinde devam eden ritim ve melodi beraberliği bulunmaktadır. Kuş seslerindeki ahenk ve ritim mükemmelliğinde; elektronların, atomların, galaksilerin hareketleri ile vücudumuzdaki sıvıların dolaşımlarının büyütülen seslerinde müziğin varlık alemiyle ilgi ve ilişkisini gözlemleyebilmekteyiz.

      Dünyada müzik ve müzikterapi tarihi anlayışı bizi antropoloji, tarih, ethnoterapi, ethnomedicin, psikoloji, pedagoji, sosyoloji, spiritüalite, parapisikoloji gibi bilimlerle işbirliğine götürmektedir.

         Tarih açısından konuya girdiğimizde çok eski yıllara yolculuk yapmamız gerekir:Azerbaycan’da Gobustan Kayalıklarında görülen dans eden insan şekilleri, 12 – 14 bin yıllık müzik ve hareket gerçeğini ortaya koymaktadır. Uygur Türklerine ait Hoten şehri Çerçen kazası yakınında Mülçe ırmağı kenarında bulunan Mingyar kaya resimleri 6-8 bin yıllık bir geçmişten haber vermektedir.


         Çok eski zamanlara bizi ulaştıran tarih ve kültür birikimi, Proto Türk kültürü ile gözlendiğinde, Alman bilim adamı Dr. Wolfram Eberhard tarafından yazıya geçirilmiş bilgiler önem taşımakta olup, Türk kültürünün M.Ö. III bin yıllarında Çin kültürüne; müzik, dans seramik, tiyatro, hayvan terbiyesi v.b. konularındaki etkileri belgelenmektedir. Fransız araştırıcı Maurice Curan’ın Çin kaynaklarına dayanarak Lavinniac müzik ansiklopedisinde neşredilen verilere göre, Eski Türk müzik enstrümanları ve pentatonik (beş sesli) müzik icra şekli Çin kültürünü geniş biçimde etkilemiştir. Bu konuda Eduard Chavannes, Bela Bartok, Robert Lach isimli araştırıcılar ve büyük Türk Etnomüzikologları Mahmut Ragıp Gazimihal ile Ahmet Adnan Saygun, Ferruh Arsunar araştırmalar yapmışlar, Türk müzik kültürünün Orta Asya – Anadolu bağlantısını ve Çin kültürüne etkisini belgelerle ortaya koymuşlardır. Bu araştırmalara göre Proto Türk kültürünün önemli merkezleri, Sensi ve Kansu eyaletleridir. Hakas ve Tuva kültürü, Altay Türk kültürü bizi M.Ö. 3000 yılları ile buluşturmaktadır. XX . yüzyılın başında Sovyet araştırıcılar Rudenko ve Griaznov, Altay’lardaki Pazırık Vadisinde buzların altında “Çeng” adı verilen bir enstrüman buldular. Rudenko, bu enstrümanın ait olduğu Proto-Türk kültürü tarihini 3700 yıl önceye götürmektedir.

         Çok eski zamanlara bizi ulaştıran tarih ve kültür birikimi, Proto Türk kültürü ile gözlendiğinde, Alman bilim adamı Dr. Wolfram Eberhard tarafından yazıya geçirilmiş bilgiler önem taşımakta olup, Türk kültürünün M.Ö. III bin yıllarında Çin kültürüne; müzik, dans seramik, tiyatro, hayvan terbiyesi v.b. konularındaki etkileri belgelenmektedir. Fransız araştırıcı Maurice Curan’ın Çin kaynaklarına dayanarak Lavinniac müzik ansiklopedisinde neşredilen verilere göre, Eski Türk müzik enstrümanları ve pentatonik (beş sesli) müzik icra şekli Çin kültürünü geniş biçimde etkilemiştir. Bu konuda Eduard Chavannes, Bela Bartok, Robert Lach isimli araştırıcılar ve büyük Türk Etnomüzikologları Mahmut Ragıp Gazimihal ile Ahmet Adnan Saygun, Ferruh Arsunar araştırmalar yapmışlar, Türk müzik kültürünün Orta Asya – Anadolu bağlantısını ve Çin kültürüne etkisini belgelerle ortaya koymuşlardır. Bu araştırmalara göre Proto Türk kültürünün önemli merkezleri, Sensi ve Kansu eyaletleridir. Hakas ve Tuva kültürü, Altay Türk kültürü bizi M.Ö. 3000 yılları ile buluşturmaktadır. XX . yüzyılın başında Sovyet araştırıcılar Rudenko ve Griaznov, Altay’lardaki Pazırık Vadisinde buzların altında “Çeng” adı verilen bir enstrüman buldular. Rudenko, bu enstrümanın ait olduğu Proto-Türk kültürü tarihini 3700 yıl önceye götürmektedir.

               PENTATONİK MÜZİK

         Tedavi amacı ile kullanılan müzik pentatonik müzik adı verilen bir gam içinde 5 sesin kullanılması ile oluşan müzik formudur. Bu müzik türünün Macar bir müzik araştırmacısının kitabında yer alan müzik haritasında çıkış noktası olarak Güney Sibirya gösterilir ki bu da Türklerin anavatanı Orta Asya’dır.

         Pentatonik müzik tabiatın kendisinde, insanın doğasında olan müziktir. Zamanla değişerek Klasik Müzik olarak tanıtılan temporary müziğe dönüşmüştür. Klasik müzik bugün dünyada evrensel müzik olarak bilinmektedir. Oysa bu müzik türü Orta çağdan sonra gelişmiştir ve bu anlamda baktığımızda evrensel değildir. Araştırmalar evrensel müziğin Pentatonik müzik olduğunu ve çıkış yerinin de Orta Asya olduğunu kanıtlar.

 

            Pentatonik müziğin etkileri

Bu müzik türü çok önemlidir çünkü müzik terapide bir temeldir.

Ortaçağ Avrupa’sında sihir etkisi olduğu gerekçesi ile yasaklanan pentatonik müzik 1979 yılından bu yana İngiltere’de Kraliyet Müzik Enstitüsünde otizmli çocukların tedavisinde kullanılmaktadır.

                  Kendine güven ve kararlılık

            Nordoff Robins Müzik enstitüsünde özellikle otizmli çocukların tedavisinde pentatonik müzik kullanılmaktadır. Bu müzik türünün kendine güven ve kararlılık hissi verdiği tesbit edildiği için otizmin açılmasında çok etkili olduğu görülmektedir. Bu müzik türünden piyano ile doğaçlama yapılıyor, çocukların bu müziği dinleyerek belirli bir zaman sonra bir takım hareketlere yönelmesi isteniyor.

         Yapılan araştırmalarda  beyin elektrosu çekildiğinde beyinde alfa ve teta ritmlerini etkileyerek artmasına ve transa sebep olduğu da bilimsel olarak gözlemlenmiştir.

               Pentatonik müzik ve trans

         Trans normal şartlarda kullanılmayan bazı nöronların kullanılır hale gelmesi ve insanın algılarının kapasitesinin artması ile alakalıdır. Normalde beyninin dokuzda birini kullanan bir insan transa girdiğinde ‘duru görme’ denilen normalde görülmeyen bilgileri algılayabilmektedir. Bu tür müziğin aynı zamanda, salgı bezlerini, kalp atışlarını etkilediği de gözlemlenmiştir.

         Normalde beyinde on milyar kadar nöron vardır. Beyin hücreleri arasındaki iletileri sağlayan bir takım nörotransmitter denilen salgı maddeleri vardır. Bu salgı maddeleri azaldığı zaman beyin fonksiyonları da azalıyor.  Örnek olarak Parkinson hastalığında dopamin miktarı azalmıştır. Demek ki nöronlar arasındaki akışkanlık çok önemlidir. Akışkanlık bozulduğu zaman hastalık ortaya çıkıyor.

         Trans haline giren bir kişide beyinde birtakım değişiklikler meydana geliyor. Temporal lob, frontal lob ve pariyetal lob dediğimiz bölgelerdeki yoğunlaşma değişiyor, azalıyor ve arka oksipital adı verilen beyin sapı bölgesinde yoğunlaşma artıyor.

         Beyin sapı dediğimiz yer vücudumuzda en arkaik bölümümüzdür. İlk Ademden bu yana, miras olarak kalan çok önemli bir organımızdır. Tevhide ait, alemlere ait taşıdığımız en eski bilgiler orada bulunur. Psikiyatrik Antropolog olarak da çalışan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi profesörlerinden. Dr Adnan Ziyalar ‘İnsanın orta beyninde öyle bir yer vardır ki oraya müzikten başka bir şey etki etmez’diyordu.

         Nitekim Avusturya’da Meidling klinikte çalışan arkadaşlarımız nöroloji bölümü yoğun bakım ünitesinde komada olan hastalara sadece müziğin şifa verebildiğini, müzikle komadan çıkabildiklerini ve beyinde alfa ve teta dalgalarının yükseldiğini, hastanın komada iken transa girdiğini görmektedirler.

         Trans halinde insan normal şuurla algılayamayacağı şeyleri algılamaya başlar ve esas insan orada ortaya çıkar. İnsanın ortaya çıkması için trans önemli bir vesiledir. Meditatif çalışmalar her türlü iç aleme yönelik ve insanın sonsuz imkanları ile bağlantı kurabilecek derecede samimi ve tesirli olursa trans hali oluşabilir. Bunu bir de müzik sağlayabilmektedir.

         Bu açıdan müziği incelediğimiz zaman, müzikte transa götürücü ve trans halinde de sezgileri artırıcı bir özellik vardır. Pentatonik müzik de bu konuda önemli bir unsurdur. Bu tesiri nasıl yaptığı henüz bilinmemektedir.

            MÜZİK VE OTİZM ÜZERİNE…

         Müzik ve Otizm, Otizmli çocukların müziğe ve müzik terapisine özellikle duyarlı oldukları sıklıkla rapor edilmiştir. (Benenzon, 1976; Alvin, 1978; Applebaum diğerleri, 1979; DeMyer, 1979; Sloboda ve diğerleri, 1985; Thaut, 1987, 1988; Wimpory&Nash 1999; Gadberry 2005). Müziğin kullanımı otizmli çocukları motive etmek ve sosyal zamanlarındaki temel boşluğu doldurmak açısından uygundur. Bu açıdan bakıldığında müziğin işlevi sosyalleşmeyi sağlayarak bireyi topluma kazandırmaktır.

         İşitsel bir uyaran olarak müzik, otizmli çocukla iletişim kurmak için iyi bir yoldur. Dış seslere karşı tepkisiz kalan bir çocuk, müziksel seslere karşı aşırı duyarlılık gösterebilir. Duyular arası bir bütünlük kurmak için müzik kullanılabilir.

         Gadberry (2005)’nin belirttiğine göre Steven ve Clark müzik terapi tekniklerini 5 – 7 yaş arasında değişen beş çocukta denemiştir. Sekiz oturum sonucunda otizm ölçeğindeki sonuçlarda önemli bir gelişme olduğunu görülür. Aynı zamanda gelişimsel olgunlukta da önemli bir artış gözlemlenir. Genel olarak müzik terapi tekniklerinin otizmli çocuklarda olumlu sosyal davranışlarının iyileştirilmesinde önemli bir etkisi vardır.

         Thaut (1988), otizmli çocuklarda müziksel tepki üzerinde çalışmıştır. Çalışmaları, otizmli çocukların olağandışı müziksel yetenekleri ve müziksel tepkileri olduğunu gösterir. Bulduğu veriler otizmli çocukların ürettiği tonal dizilerin araştırmacı tarafından oluşturulan ölçeklerde (orjinallik, ritim ve sınırlılık) yüksek olduğunu gösterir.

         Brunk (1999), müziğin otizmli çocukların iletişiminde ve eğitiminde eşsiz bir yol olduğunu, tedavi ve öğrenim aracı olarak etkililiğinin iki farklı terapi ve eğitim çerçevesi sağlayabilme yeteneğinden geldiğini söyler. Müzik tutarlı, kararlı ve tahmin edilebilir bir çevre oluşturur. Güncel bir şarkının melodisi, armonisi ve ritmi, stresli ya da yabancı bir ortamda çocuğun rahat etmesine yardımcı olur. Müzik aynı zamanda sınırsız bir esneklik de sağlayabilir. Zaman zaman çocukla birlikte değişir, çocuğun davranış ve duygularını yansıtabilir.

         Trevarthen, Aitken, Papoudi ve Robarts (1998)’a göre müzik terapi otizmli çocukların tedavisinde etkilidir, sosyal etkileşimde ve duygusal iletişimde onlara yardımcı olur. Otizmli çocuklar üzerinde yürütülen birçok vaka incelemesi pozitif sonuçlar verir. Belgelendirilen gelişmeler olumlu sosyal davranışların, çevresel bilincin, seslendirmenin ve dikkat aralığının, vokal taklidin, iletişimin, diğer insanlarla doğaçlama oyunların ve göz kontağının arttığını gösterir. Buna ek olarak genel olarak müzik terapisinde kullanılan müzik, otizmli çocuklara hem güven hem de özgürlük duygusu sağlar.

         Wimpory ve Nash (1999)’a göre otizmli çocuklarda müzikle etkileşim terapisi etkileşimsel oyunlar çerçevesinde düşünülür. Bu aynı zamanda normal çocukların dil gelişimleri ile de paralellik gösterir. Otizmli çocukların aileleri onlarla iletişim kurmaya çalışsalar da sözlü diyalog kuramazlar. Müzikal etkileşim terapisi bilişsel ve motor becerilerin gelişmesinde etkilidir.

         “Normal çocuklar oyunlarla gelişme gösterirler. Müzikal etkileşim terapisinin amacı, davranışları ve çocukların algısını geliştirmektir, müzikal diyaloglar yaratarak çocuğun aile ve çevre ile olan etkileşimini artırmaktır. Müzik genellikle otizmli çocukların sosyal durumları anlamasına yardım eder. Müzisyenin amacı çocuğa iletişim tecrübesi vermektir ve çocuğun hareketlerini dengelemektir. Müzisyen, çocukla iletişim kurmak için bir yapı iskelesi oluşturur” (Wimpory and Nash, 1999:18).

         Wimpory ve Nash (1999)’da belirtilir ki Hobson, Newson, Wimpory ve Fein’e göre müzikal etkileşim terapisinin araştırma ve pratiklerinin bulguları, etkileşim temelli teorik perspektifle uyumludur. Minimum düzeyde karşılıklılık gereklidir çünkü temelde paylaşılan anlamlar, iletişim ve sosyal tarafsızlık otizmli çocuklarda önemlidir; gecikmelerin ve dildeki hataların düzelmesine, oyunları taklit etmesine katkıda bulunur.

         Steven ve Clark (1969) müziğin otizmli çocukların tedavi modelinde bir destek sağlamak amacıyla kullanılması gerektiğine işaret ederken Rimland, müziksel ilginin ve yeteneğin otizmli çocuklarda evrensel olduğunu öne sürer (Aktaran, Gadberry, 2005:4). Müziksel ilgi; işitsel uyaranların otizmli çocuklarda diğer uyaranlara karşı baskınlığı, müziğin de bu noktada çocuğun ilgisini çekme anlamında önemli bir işlevi üstlenmesi açısından evrensel olarak düşünülebilir. Yetenek söz konusu olduğu zaman yüksek fonksiyona sahip bazı otizmli çocuklarda müziksel anlamda üstün yetenekler görülse de, evrensel olarak nitelendirilemez.

         Literatür kapsamında otizmli çocuklarla müzik terapi üzerine yapılan araştırmaların iki grup altında toplandığı görülür:

  1. Müzikal duyarlılığın artıp artmadığını gözlemlemeye yönelik yapılan araştırmalar (Algılama üzerine odaklanan araştırmalar)
  2. Müziğin etkisiyle sosyal davranış değişimini üzerine yapılan araştırmalar

         Müzikal duyarlılık üzerine yapılan araştırmalar psikolojik-nörolojik araştırmalar kapsamında değerlendirilir. Genel olarak bütün araştırmaların çıkış noktası otizmli çocukların müziğe karşı olan aşırı ilgileridir. Bu aşırı ilgi, yüksek fonksiyonlu otizmli çocuklarda yüksek müzikal algıyı da beraberinde getirir. Yapılan müzik çalışmaları ve çalgı eğitimi ile müzikal algı üzerine odaklanılır. Yapılan kimi çalışmalarda mutlak kulak özelliğine sahip olan otizmli çocuklara rastlanır, bu çocuklar belirli bir frekansı olan her sesin nota karşılığını söyleyebilme yeteneğine sahiptirler. Sonuç olarak müzikal duyarlılık üzerine yapılan araştırmalar nörolojik araştırmalar kapsamında düşünülür.

         Müziğin etkisiyle sosyal davranış değişimi ve müziğin tedavi edici etkisi üzerine yapılan araştırmalarda, herhangi bir şekilde müzikle ilişkilenen otizmli çocuğun problem davranışlarının seyri takip edilir. Aynı zamanda otizmin belirtileri olan; sosyal iletişim zorluğu, göz teması kuramama vb. hastalığa özgü problemleri azaltmak için müzik terapiden faydalanılır. Bu çalışmaların ortak özelliği çocuğun sosyal iletişim sorunlarını ortadan kaldırmaya yönelik meseleleri ele almasıdır.

                  MÜZİKLE SOSYALLEŞME

         Müzik, toplumsal etkileşimle var olan ve insanlar tarafından insanlar için yapılan öğrenilmiş bir davranıştır. Dolayısıyla kendi için kendinden oluşmadığı gibi her zaman onu üretecek, destekleyecek ve onun ne olup olmadığına karar verecek insanlara gereksinim duyar (Erol 2002’den Aktaran, Coşkun, 2007:46). Sosyokültürel dizgenin ifade kültürü içinde yer alan müzik, insanların bilişsel ve duyumsal ihtiyaçlarını giderir. Böylece kişinin kendini ifade etmesi, olumlu tepki alması, ve beğenilmesi gerçekleşir.

         Kültürel bir ihtiyaç ve kişinin kendi duygularını yansıtacak bir ifade biçimi olan müzik, toplum içinde çeşitli sosyal grupların oluşmasını sağlar. Buna bağlı olarak belirli bir aidiyet duygusu da ortaya çıkar. Ortak bir amaç için bir araya gelen insanların çevresiyle kurduğu iletişim sosyalleşmelerini sağlar. Sosyalleşme süreci ile birlikte duygu ve düşüncelerin aktarımı, özgüven duygusunun oluşmasına da yardımcı olur.

         Müzik, insanın psikososyal olarak kendini ifade etmesinden, gerilimin giderilmesine, çevre ve arkadaş grubu edinmekten prestij kazanmaya, katarsisten bireyselleşmeye kadar sosyalleşme sürecini destekleyen bir çok amaca hizmet eder. Bu olgu müziğin pragmatik anlamı ve kullanımı olarak açıklanır (Kaemmer (1993)’dan Aktaran, Coşkun, 2007:47).

         “Müziğin çeşitli kullanımları ve işlevlerinin daha iyi anlaşılması, potansiyel olumlu işlevlerin bazılarının insanı, kendi toplumunda yaşama bir şeyler katıp katamayacağını dikkate almaya yöneltmelidir. Oyun olarak müziğin bir özelliği, çocuklarda bir işbirliği duyusunun gelişmesine yaramasıdır. Bu duyu, yetişkinlerde toplu müzik seslendirmeleri ile pekiştirilir. Aşırı bireyselcilik müziksel etkinliğin bu çok önemli öğesini geçersizleştirebilir. Müzik, onu her şeyden yalıtarak kendi itkilerine göre davranan bireylerin anti-toplumsal etkilerine karşı tavır koyabilen işbirliğini beslediği için bir topluma yardımcı olur. Müzik ayrıca, bir topluma yaşam deneyimlerinde zihinsel zorlama ve çeşitliliği arttırarak, can sıkıntısını azaltma aracı da olur” (Kaemmer, 1993:110).

            Bireyin topluma entegrasyonu olan sosyalleşme, çocukluk döneminden başlayıp bir ömür boyu devam eder, fakat otizmden kaynaklanan zihinsel ve sosyal gelişmelerdeki eksiklikler, otizmli bireylerin iletişim becerileriyle beraber sosyal davranışlarındaki problemleri de beraberinde getirir. Sosyalleşme yönünde bir gelişme gösteremeyen otizmlilerde birbirinden farklı problemli davranışlar ortaya çıkar. Psikolojik gereksinimler ve kişisel bütünlük düşünüldüğünde müzik otizmli çocuklarda sakinleştirici bir rol üstlenir. Bir katarsis olarak bastırılmış duygu ve davranışları içlerinden çıkarıp atmalarını kolaylaştırır, kendilerini ifade etmelerine olanak sağlar.

         Otizmli çocukların zihinsel gelişimindeki aksaklıklar ve iletişim becerilerindeki eksiklikler sosyalleşmelerini etkiler. Dolayısıyla bu hastalık bireyin sosyalleşme sürecinde istenmeyen davranışlar edinmesine yol açar. Bu da normal kabul edilen sosyal gelişim ve sosyal davranışlarla örtüşmez. Bu anlamda otizmle ilişkin geliştirilmiş olan tedaviye yönelik yollardan bir tanesi de sosyalleşme yönünde olan davranışların edinilmesi, istenilmeyen davranışların ortadan kaldırılmasıdır.

         Bütünüyle tedavi edilemese de otizmde hedef, bireye sosyal olarak kendisini idare ettirebilme becerisi kazandırmaktır. Problemli davranışlar, çocuğun yapacak bir şeyi olmadığı zaman ortaya çıkar. Sanatsal bir beceri ile uğraşmak çerçevesinde müzik yapma meselesi bu tip hastalıklarda önemli bir katalizördür. Başarmak için sosyal davranışın sergilenmesi çocuğun psikolojik anlamda rahatlamasını sağlar.

         Ayrıca otizmli çocuk sosyalleşme sürecinde belli bir dizgesel sürecin içine girer. Sosyal alanda becerilerin kullanılması açısından müziksel bir yaratı görülmese de yaşanılan toplumun belirlediği sosyal kurallara uyabilme yetisi kazanılır.

         Kültürel çevre insanın ilişkilendiği farklı kültürel davranışlar aracılığıyla sosyalleşmeyi sağlar. Dans kursuna gitmek, gitar çalmak vb. etkinlikler aynı beğeniye sahip insanları biraraya getirir. Bireysel zevklerini toplum içinde paylaşan otizmli çocuğa ise sosyalleşme yönünde büyük bir gelişme sağlar.

         Müziğin sosyal davranış değişimi üzerindeki etkisinin yanısıra, müzikal algı düzeyinde bilişsel süreçler de söz konusudur. Bilişsel meselelerde sosyal bir psikolojik süreç vardır. Bu anlamda bakıldığında müzik, psikososyal bir sorun olarak karşımıza çıkar. Çocuk, müzikle ilişkilendirildiği zaman sosyalleşme noktasında sosyal bir alanda varlıklı olarak yer alır. Bu da çocuğun psikolojik yapısında olumlu bir etki sağlar. Sosyal yapı psikolojik yapıyı, psikolojik yapı da sosyal yapıyı belirler; sosyalleşemeyen çocuğun psikolojisi bozulur, psikolojisi bozulan çocuk da sosyalleşemez. Belirli çevrede dışlanan bir insanın psikolojisinde bir bozulma olabilir. Bu bozulma başka sosyal çevrelerini de etkileyebilir. Bu perspektiften bakıldığında otizmli çocukların müziksel olarak ilişkilenmeleri süreci iki yönlüdür; Birincisi, bulundukları sosyal çevre (ev ve eğitim kurumu) içerisindeki bu problem ve hastalıkla olan yüzleşmede müziğin bir anlamda çocuğun bunun dışına çıkmasına yardımcı olması, ikincisi ise birlikte müzik yapma bağlamında birisiyle müzik yapmak için bir araya gelme düşüncesinin çocuk için sosyal bir ortam sağlamasıdır.

Orçun Berrakçay

RİTİM VE OTİZM

         “Müziksel bir olgu olan ‘ritim’, çoğunlukla hayatın ilk evrelerinde öğrenilir. Belirli bir düzeni yansıtan ritim bedensel devinimle de yakından ilişkilidir. Canlı olmanın en belirgin özelliği olan devinim/hareket temelde canlı organizma da sinir-kas işbirliğine bağlıdır (Erdal 2005:1).” devinimin bedenin bir bütün olarak ya da bir bölümünün zamanla ilintili biçimde en, boy ve derinlik gibi üç boyutlu mekan içinde yer değiştirdiğini vurgular. Bu nedenle ritim çalışmaları salt belli müziksel becerilerin öğretilmesi anlamına gelmez. Bireyin zihinsel, duygusal ve toplumsal gelişimi üzerinde de etkilidir. Bu yönüyle, müzik yapmaya dayalı olmasa bile ritim alıştırmalarının (rhythmic entrainments) otizmli çocukların sosyal davranışlarını düzenleyici etkisinden söz edilebilir. Goldman’a (1992) göre beyin dalgalarının oranlarını değiştirmede ritim alıştırmaları etkili bir araç olarak kullanılabilir ve bu oranlardaki değişim bilinçte de değişimi neden olur.  Ostrander (1994) ritim alıştırmasının temel amacının bireyin alfa dalgalarını (rahatlama dalgaları) artırmak olduğunu ve rahatlama uyarısının en iyi konumunda sonuçlandırmak olduğunu söyler (Aktaran Orr ve diğerleri 1998:164).

         Orr (1998), ritmik alıştırmaların, otizmli kişilere ve diğer gelişimsel bozuklukların kontrolünde onların davranışlarına yardım eden bir müdahale olabileceğini, bu müdahalenin otizmlilerde duyusal hareketi uyarmada ya da daha duyusal tedavi usullerine (görme, dokunma, tatma, işitme, vücutta uyaranları duyma ve koklama) yardım edebileceğini, ritmik alıştırmaların etkisine inanılırsa yaygın gelişimsel bozukluklara ulaşılabileceğini, bunun da öğrenmeyi ve sosyal hedefleri kolaylaştırabileceğini vurgular.

Otizmli bireylerin duyusal uyaranlara karşı verdikleri tepkilere bakıldığında işitsel uyaranların daha baskın olduğu görülür. Ritim uygulamaları müzik eğitiminin temeli gibi görünse de otizmlilerle yapılan uygulamalar terapi kapsamında değerlendirilir. Bu çalışmada işitsel uyaran olarak ritim kullanılarak otizmli bireyle iletişim kurulması ve devamında problem davranışların kontrol altına alınması hedeflenir.

Orçun Berrakçay